bilmek

-ir -i
1. 懂得, 了解: Sınavda sorulan bütün soruların yanıtlarını biliyordum. 考试中提出的所有问题我都会答。
2. 掌握(某种知识技能等), 通晓: Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz. 实际上, 谁也无法掌握我们这种优美的语言。
3. 善于, 会: İyi ütü bilir. 他善于熨烫。Karım kaymayı bilmez. 我的妻子不会滑雪。Yüzmek bilmem. 我不会游泳。
4. 记得, 记着, 认得; 想起: Benim kim olduğumu bildin mi? 你想起我是谁了吗?Kadıncığım aç… Ben geldim. Bilemedin mi? 娘子, 开门…, 是我, 你不记得我了吗?Ben arkadaşını bilmem, seni bilirim. 我认识你, 而不认识你的同事。
5. 把…当成: Ben onu dost biliyordum. 我把他视为朋友。
6. 懂得, 领会, 知道: Çince bilir misiniz? 您懂汉语吗?Görülecek o kadar çok şey var. Nereden başlayacağımı bilemiyorum. 要看的东西那么多, 我都不知道该从哪里开始了。
7. 认为…负责任: Ben, o aracı size teslim ettim. Onun için sizi bilirim. 我把那辆车交给您, 我认为您会照管好它的。
8. -den 怪罪: Düşünüp taşınmadan söylenmiş bir söz sizi bu evlenmeden soğutursa büyükleriniz benden bilirler. 如果我随便说了一句话, 叫你不满意这门婚事, 您家大人会怪罪我的。
9. 信任, 相信: Halkın ne hükûmeti, ne de kanunları bildiği var. 人们既不相信政府, 也不相信法律。
10. 符合于, 合适: Bildiğin gibi yap! 请按你自己的想法做!
11. 加到以 - (y) a, - (y) e 结尾的付动词上, 构成能动态动词: gidebilmek 能去 görebilmek 能看
12. 用做宽广时第一人称单数否定式时表示吃惊、怀疑和犹豫的意思: Soğuktan veya üzüntüden mi bilmem. Gözlerinde yaşlar var. 他两眼泪汪汪的, 我不知道由于冷还是由于难受。
◇ bildiği gibi davranmak 自以为是: Bildiği gibi davranan insanla benim işim yok. 我不同自以为是的人交往。bildiğinden şaşmamak (或 kalmamak) 我行我素, 固执己见 bildiğini okumak 我行我素, 恣意妄为: Ben böyle bir şeyin doğru olmayacağını kendisine anlattım, ama o hep bildiğini okudu. 我已告诉他样做不对, 但他总是我行我素。Efendiden gizli yine herkes bildiğini okuyordu. 所有的人又在背着主人恣意妄为。bildiğini yapmak 固执己见: Her şeye peki, olur der, fakat sonunda gene bildiğini yapardı. 他做事总是先说“好, 行”, 但最后仍固执己见。bildiğini yedi mahalle bilmez 老奸巨滑的, 老谋深算的 bildim (或 bildik) bileli 很久以来, 自古以来 bilemedin (iz) 最多, 顶多: Bu iş bir haftalık, haydi bilemediniz on günlük olsun. 这活儿需要一周, 可能最多10天。Bu iş, üç günde, hadi bilemediniz, dört günde, ferah ferah biter. 这项工作3天, 可能最多4天就可以从容地完成。bilerek 有意, 故意 bilmeden 1) 无意地, 非故意地 2) 无法断定地 bilmem hangi (或 kaç, kim, nasıl, ne) 不值得重视的, 不足道的: Bilmem hangi dairede kâtipmis. 听说他在一个不起眼的部门做秘书。bilmemek 1) 不知道 2) 无穷无尽, 无止境; 漫长: Eskimek bilmiyor. 它很耐用; 它很结实。Kış bir türlü bitip tükenmek bilmedi. 冬季漫长。
◆ Bilmemek ayıp değil, sormamak (或 öğrenmemek) ayıp. 不知不为耻, 不学方为耻。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bilmek — 12, 22, 38, 44, 63, 127, 212, 300, 332, 394, 425, 456, 510; I I, 22; II I, 20, 222, 233, 259 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • bilmek — nsz, ir 1) Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır. H. Taner 2) i Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak Yani kısacası …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • işini bilmek — nereden, nasıl yararlanacağını bilmek, çıkarını bilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • antikasını bilmek — en iyisini bilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bal alacak çiçeği bilmek (veya bulmak) — çıkar sağlanabilecek yeri veya şeyi bilmek, bulmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cemaziyelevvelini bilmek — (bir kimsenin) bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki her türlü yönünü veya kötü durumunu bilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ödev bilmek (veya saymak) — bir şey yapmayı kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek, borç bilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yakından bilmek (veya tanımak) — bir kimseyi, bir şeyi bütün özellikleriyle bilmek veya tanımak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kadrini bilmek — değerini bilmek, yararlanmak Onun kadrini iyi bilenler de var. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kıymetini bilmek — önemini, değerini bilmek Güneş yalnız dirileri ısıtır. / Güneşin kıymetini bil. O. Rifat …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağzının tadını bilmek — 1) güzel yemeklerden anlamak 2) her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak Demek sen artık ağzının tadını bilmiyorsun! Demek senin hiçbir zevkin kalmamış! A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.